| | Üretsiz Blog oluştur

..iLLeGaLstyLe..

..Fıkralar..

Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."

 

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

 

Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"

 

Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal'in duracağı yok, 95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, "Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94." diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - "Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz."

 

Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.."

 

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"

 

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."

 

Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı: - "Baba" dedi, "bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?" Bektaşi yanıt verdi: - Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum. - Şunu öğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş: - Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim. - Neden? - Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam: - "Hadi" demiş "söyle bakalım. Allah şimdi ne yapiyor?" Bektaşi: - "Ne yapacak" demiş, "atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor". Ve çalakamçı uzaklaşmış.

 

Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.

form action="http://www.termbank.net/psychology/show.php" method="get" target="_blank">
Psikoloji Sözlüğü

..Bir erkegin Agzından Yemek Tarifleri..

Domatesli Biberli Yumurta

 Buyukce bir tavaya yag domates ve biber koyup bir sigara yakiyoruz. Sigaranin kulu yere dusmek uzereyse yumurtalari eklemenin zamani gelmis demektir. Yumurtalari kirip sigaramizi bitiriyoruz. Pismistir herhalde ocagin altini kapatiyoruz.

 Biberli Domatesli Yumurta

 Her gun domatesli biberli yumurta yemekten sikildigimizda yapabilecegimiz bu enfes yemek tipki biberli yumurtali domates gibi pisiriliyor.

 Makarna

 Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip maç izlemeye basliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz. Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz. Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin uzerine dogru dokuyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor) Uzerine ketcap sikip yiyiyoruz. Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica fazlalastiklarinda bazen hangisini firlattiginiz karisiyo.

 Tuzlu Makarna

 Yapilisi ayni makarnaya benziyor. Tek farki bu kez makarnalari suya atmadan once tuz koymayi akil ediyoruz. Oyle daha guzel oluyor.

 Pilav

 Pilav aslinda basit bir yemek degil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumusak ve tane tane olmasi gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirincleri tek tek pisirdiginizde tane tane oluyorlar ama uzun suruyor. Maharet hepsini bir arada pisirebilmekte; ama cok da sorun etmeyin. Nasil olsa icine yogurt koyup bulamac haline getirdigimizde hepsi birbirine yapisiyor. Kisaca yag koyup uzerine pirinc ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pisiriyorsunuz. Hem bunu suzmeye de gerek yok.

 Patates Kizartmasi

 En kolay islerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kizgin yaga atiyorsunuz. Tek yapmaniz gereken altini zamaninda kapatmaniz. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yuzden sadece tv'de pembe dizi varken yapin.Bir de diger yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabaga koymak gerekiyor. Onun disinda cok kolay.

 ORTA ZORLUKTAKI YEMEKLER

 Hazir Pizza

 Pizzamizi firinimiza atip pismesini bekliyoruz daha sonra firindan cikarip yanik yerlerini bicakla kaziyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek sey kazirken uzerindeki malzemeleri mutfak tezgahina yapistirmamak.

 Hazir Kofte

 Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sivi yagi teflon tavaya koyup kofteleri icine diziyoruz. Kofteler tavayla ayni renk olmadan altini kapatmak gerekiyor. O yuzden basinda beklemek lazim.

 ZOR YEMEKLER

 Konserve Türlü

 Bir miktar yag ve salcayi tencereye koyup konservenin icindekileri dokup uzerine su koyuyoruz. Pismesi cok uzun suruyor. O sebeple basinda beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari icin henuz tadina bakamadim ama konservenin uzerindeki resme bakilirsa guzel bi seye benziyor.

 Tavuk

 Yapilisi makarna gibi. Sicak suyun icine atiyoruz arada pisip pismedigine bakmak icin hayvanin kaba etine catal sapliyoruz. Bu yemek pistikten bir iki gun sonra uzeri jelibon gibi oluyor. Bu yuzden pisirirken istege bagli olarak bolca toz seker eklenebilir.

 ULTRA ZOR YEMEKLER

 Kiymali Bamya

 Konserve turluye benziyor ama icine daha onceden kavrulmus kiyma konulmali. Kiyma kavurmak cok zor ve zahmetli bir is. Bu yuzden makarna pisirmeyi oneriyorum.

 PUF NOKTALARI

 1-) Yemekleri daima tencerenin icinden yiyin. Boylelikle tabak kirletmemis olursunuz.

 2-) Asla sade pilav yapmayin. Domatesli pilav yaptiginizda altini tuttursaniz bile renginden anlasilmaz.

 3-) Mutlaka soganli bir yemek yapacaksaniz asla sogana dokunmayin. Ozellikle rendelediginizde elleriniz cok kotu kokuyor. Bunun yerine sogana ekmek tahtasiyla bes alti kez vurmayi deneyin, ayni isi gorur.

 4-) Patates kizartacaksaniz soydugunuz patatesleri asla yikamayin. Kizgin yaga attiginizda cok kotu patliyorlar.

 5-)Yemekler asla kendi baslarina hareket etmezler. Sayet gecen ay yaptiginiz tavuk kendi kendine kimildamaya basladiysa kurtlanmis demektir. Sakin yemeyin.

 6-) Sebzeleri pisirdikce vitamin degerleri duser. Mumkun olduğunca oldugunca cig tuketin.

 7-) Karpuz tabaga koyulmamasi gereken bir meyvedir. Ikiye ayirip ortasindan kasikla yiyebilirsiniz.Tencere kapagi en mukemmel tabaktir.

 8-)Buzdolabinin sebzelik olarak adlandirilan kismi yemeyi dusunmediginiz seylerin saklanmasi icin idealdir. Bu bolume konan seyler nasil olsa bir sure sonra unutulur.

 9-) Sebzeligin kapagini siki kapatirsaniz curuyen seylerin kokusu dolaba daha az yayilir.

 10-) Spagetti pakedini acmak icin pakedi ortasindan sikica kavrayin ve altini tum gucunuzle fayansa vurun. Pakedin ust tarafi yirtilacaktir. Belki bu islem sirasinda makarna unufak olabilir ama risk almaya deger. Ozellikle misafirlerin yaninda yapmanizi tavsiye ediyorum. Oyle daha guzel, bu size cok maco bir hava verir.

 11-)Sagda solda kulagima caliniyordu.Mutfak robotu denen bisey varmis. Birden icimi bir heyecan kapladi. Ulan madem bu isin robotu var ben niye kosturuyorum yillardir diye sinirlendim. Hemen gidip aldim bi tane. Eve gelip kutusundan cikardigimda itiraf etmeliyim ki hayal kirikligina ugradim biraz. Ben acikcasi ufo gibi bisey bekliyodum, bu bildigimiz tencerenin plastigi. Icinde de vantilator gibi bisey var. Bununla birlikte bi ton plastik zimbirti daha cikti icinden ama bi ise yarayacaklarini sanmiyorum. Neyse fisini taktim denemek icin bi tane sogan attim icine. Bakalim ne yapacak diye bekledim. Kabuklarini bile soyamadi essogluesek. Paramparca etti birakti. Sinirlendim attim bi kenara yazdan beri duruyo orda.Bir ara yikayip vantilator gibi olan seyi bilgisayarima takmayi dusunuyorum. Belki fan olarak is gorur. Onun disinda tamamen para tuzagi. Ilerde cikarsa mutfak androidi almayi dusunuyorum

form action="http://www.termbank.net/psychology/show.php" method="get" target="_blank">
Psikoloji Sözlüğü

..Cin..

Genç bi kız ailesinin evde olmadığı bi akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler, içmişler, derken içlerinden biri “Hadi cin çağıralım” demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş, fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: “İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim!” Kızlar feci tırsmıslar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitirilmiş ve kızlar evlerine dağılmış.
Bizimki zaten o tür şeylere hiç inanmadığından cin olayını ertesi sabah unutmuşmuş bile. Öğlene doğru telefon çalmış. Arayan, kızın çok sevdiği, çok iyi anlaştığı teyzesiymiş, “Bugün içimde bi sıkıntı var, evdeysen bi ara sana uğruycam. Dertleşelim biraz” demiş. Kız da sevinmiş teyzesini görecek diye, “Hemen gel, ben de seni çok özledim” demiş.

Kız, teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüş. Hoşbeş etmişler ama teyze hala dalgınmış. Kız, “Teyzecim sen konuştukça daha kötü oldun, istersen başka bişey yapalım” demiş. Teyzesi de “O zaman tavla oynayalım. Ne zamandır seninle oynamadık. Kafam dağılır biraz” demiş. Kız tavlayı almaya giderken bi gece önceki olay aklına gelmiş, “Meğer benim teyzem cinmiş” deyip gülümsemiş.

Kızla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmış. O içerdeyken telefon çalmış. Arayan kızın babasıymış. Adamcağız çok üzgün bi sesle konuşuyomuş: “Kızım teyzen öğlen bi trafik kazası geçirdi. Durumu çok iyi değildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik, başımız sağolsun…”

form action="http://www.termbank.net/psychology/show.php" method="get" target="_blank">
Psikoloji Sözlüğü

..Korku..


cin
Yeşim otuz yaşında annesiyle beraber yaşayan bir genç kızdır. Erkek arkadaşı Emrah'la evlilik planları yapmakta ve insan kaynakları müdürlüğü yaptığı firmada kariyer planları kurmaktadır.Erkek arkadaşı Emrah , Yeşim'in otuzuncu yaş gününde yılan derisinden yapılmış güzel bir kemer almış ve kemerin üzerine İdrice hatırası yazdırmıştır..

 Kemeri İdrice adında bir köyden aldığını söylemiş bunun üzerine Yeşim'de bu manevi değeri çok büyük olan kemeri takmamış ve odasının en güzel köşesine koymuştur. Sevgilisinin ona aldığı hediyeyi düşünmekle birlikte onu ne kadar sevdiğini de her defasında vurgulamaktadır..

 Emrah doğum gününden birkaç gün sonra garip rüyalar görmeye başlamış ve psikolojisi bozulmuştur...Fakat gördüğü bu kabusları Yeşim'e söylememektedir..Emrah neredeyse iki gecede bir kabus görmeye başlamıştır..

 Rüyasında yılanlarla boğuşuyordur. Etrafı yılanların sardığı bir odada onların saldırılarıyla mücadele etmektedir. Yeşim, Emrah'ın davranışlarında tuhaflıklar sezmekte fakat ona bir şey sormamaktadır. Emrah birgün Yeşim'le akşam yemeği yerken garsonun getirdiği tabakta pişirilmiş bir yılan görmüştür ve restorantta çığlıklar atmıştır..

 Bunun üzerine Yeşim bütün bu garip davranışların sebebini sormuş fakat Emrah'tan yanıt alamamıştır. Yeşim sevgilisinin durumuna çok üzülmektedir. Bunları annesiyle paylaşmıştır. Annesi kızına yardımcı olmaya çalışmış ve Emrah'ı da alıp bir tatile gitmelerini söylemiştir. Yeşim işi gereği bu tatile çıkmak istemiyordur. Çünkü kariyerinin bir yara almasını istememektedir. Emrah ve Yeşim, ağustos ayının sıcaktan kavrulan bir hafta sonu eğlenmek için yola çıkmışlardır.

 Önce sinemaya gitmişler, daha sonra da piknik yapmak için göl kıyısına inmişlerdir. Emrah'ın tuhaf hareketleri, yerini eski normal davranışlarına bırakmaya başlamıştır. Yeşim sevgilisinin durumunun düzelmesine sevinmektedir. Emrah balık tutmak için olta takımlarını hazırlamış, Yeşim de piknik malzemelerini düzenlemiştir..

 Emrah saatler süren avcılığının ardından sadece ufak bir balık tutmuş ve iki sevgili tatlı sert bu olanlara gülmeye başlamışlardır.Yeşim sıcağın bastırmasıyla beraber göle girmek istemiştir. Emrah bu duruma karşı çıksa da Yeşim'i kararından geri çevirememiştir..

 Emrah ve Yeşim gölde çok fazla açılmadan yüzmeye ve suyun içinde şakalaşmaya başlamışlardır. Bir ara Emrah hafifçe bağırmış ve suda tuhaf hareketler yapmaya başlamıştır. Yeşim bu hareketlerin Emrah'ın kendisine yaptığı bir şaka olduğunu düşünmüş ve oralı bile olmamıştır..

 Emrah'ın hareketleri ve bağırmaları anormalleşince Yeşim telaşlanmış ve korkudan titremeye başlamıştır..Emrah bacağından gelen acıyla çığlıklar atmakta ve yardım dilemektedir..Yeşim daha ne olduğunu anlayamadan Emrah suyun içine gömülmüş ve ortadan kaybolmuştur..Yeşim avazı çıktığı kadar bağırmaktadır fakat çevrede hiç insan bulunmaktadır...

 Yeşim ağmaklı gözlerle suya dalmıştır ve Emrah'ın kanlar içindeki suratı karşısına çıkmıştır..Ve bir yılan Emrah'ın bacağından çıkardığı dişleriyle gölün karanlık derinliklerine doğru kaybolmuştur..

 Yeşim'in ortalığı ayağa kaldıracak çığlıklarını yolda arabasıyla yavaş yavaş ilerleyen ve göle bakan bir adam görmüştür..Adam can havliyle arabadan inip göle doğru koşmuştur..Göle giren adam önce Yeşim'i sakinleştirmiş ve korkudan titreyen vücuduyla Emrah'ın cesedini çıkarmıştır. Yeşim benliğini kaybetmiş bir durumda gölün kenarında oturmakta ve ağlamaktadır. Adam telefonuyla bir ambülans çağırır ve aynı anda polislerin olay yerine gelmesiyle ortalık hareketlenir.


 1 ay sonra

 Olayın üzerinden bir ay geçmiş ve Yeşim zihnindeki problemlerle uğraşmaktadır. Emrah'ın suya girmesini kendisinin istediğini ve bu yüzden öldüğünü düşünmektedir. Annesi kızının içinde bulunduğu psikolıjik rahatsızlık karşısında iyice bitkin düşmüştür. Yeşim her gece çığlıklarla uyanıyor ve dakikalarca ağlıyordur. Bir akşam annesi, kızının odaından gelen sesler üzerine evin ikinci katına çıkmıştır. Evde garip şeyler olmakta ve tuhaf sesler gelmektedir.

 Kızının odasına girer ve kızının yerinde olmadığını görür. Telaşı gözlerinden okunan kadın evin eski eşyalarını koydukları çatı katına çıkar ve kızının yerde debelendiğini görür. Kız, Emrah'ın hediye olarak aldığı kemerle boğuşuyor ve çığlıklar atıyordur. Kadın bu durum üzerine kızını yerden kaldırır ve kollarıyla onu sararak sakinleştirir..Yeşim zorlukla uykuya dalıyor ve kabuslar görüyordur. Rüyasında kanlı elbisesiyle küçük bir kız çocuğu onunla dövüşüyordur. Kız elindeki yılanlarla Yeşim'e saldırıyor ve onu boğmaya çalışıyordur.

 Annesi eve bir psikolog çağırmış ve kızını bu durumdan kurtarmasını dilemiştir. Doktor, Yeşim'le yaptığı telkinlerden herhangi bir ilerleme alamamış ve kızın sorununu tam olarak çözememiştir. Doktor, Yeşim'in bir tatile çıkmasını önermiştir. Annesi de doktorun bu önerisini dinlemiş ve kızının tam olarak iyileştiği zaman ŞArköy'e ablasının yanına tatile göndermek istediğini söylemiştir...

 Yeşim aldığı ilaçların etkisiyle kendine gelmeye başlamıştır. Artık düzenli olarak yemek yiyor ve uyku uyuyordur. Annesi kızının bu durumuna çok sevinmektedir ve tatil planını söylemiştir. Yeşim'de bu öneriye sıcak bakmış ve ablasının yanına kafasını dağıtmak için gitmesinin uygun olacağını düşünmüştür. Yeşim annesiyle vedalaşarak Emrah'ın ona aldığı kemeri yanına alarak yola çıkmıştır.

 İstanbul'dan Şarköy'e gitmekte olan otobüs Tekirdağ yolu üzerinde arıza yapmış ve bir dinlenme tesisine uğramıştır. Yolcuların hemen hepsi tuvaletleri doldurmuş ve yiyecek birşeyler almak için tesise girmişlerdir. Tesisin içinde hamburger yiyen bir adam Yeşim'den öylesine hoşlanmıştır ki gözlerini ondan alamamaktadır.

 Adam içinde hissettiği duygulara engel olamayıp Yeşim'in yanına gitmiş ve ondan tanışmak maksadıyla çakmağını istemiştir. Adam çakmak bahanesiyle muhabbet etmeye başlamış ve kendisinin de Şarköy'e gideceğini belirterek Yeşim'i arabasına davet etmiştir. Yeşim bu öneriye sıcak bakmamış ve adama teşekkür etmiştir. Adam üzüntüyle arabasına ilerlerken Yeşim muavinin yanına gidip otobüsün durumunu dormuş ve en az iki saatten önce tamir olamayacağını öğrenmiştir.

 Adam arabasıyla yola çıkarken Yeşim kararını değitirmiş ve adamın arabasına binmiştir. Yeşim gazetelerdeki tecavüz olaylarını düşünürken bir yabancının arabasına binmenin ne kadar yanlış olduğunu vurgulamıştır kendine. Ama beklemek de en az tecavüz kadar kötü bir şey diye düşünmüştür. Mehmet ve Yeşim tanışmış ve kendi hayatlarından kesitler sunmaktadırlar.

 Mehmet hayvan ticareti yaptığını ve güney afrikadan gelen türlü türlü hayvanları Şarköy'de bir köylüye sattğını söylemiştir. Yeşim'de kısa bir tatile çıktığını dönünce işinde ilerlemek için herşeyi yapacağını söylemiştir. Adam ve Yeşim yolda sohbet ederlerken, İdrice köyüne girerler ve Yeşim yolun neden değiştiğini öğrenmek ister. Adam İdrice'den şarköye daha kestirme gideceklerini söyler ve köye girer.

 Araba köye girdikten bir dakika sonra aniden fren yapar ve durur. Mehmet arabanın frenlerinin arıza yaptığını ve o yüzden durduklarını söyler. İkisi de bu ani frenden ötürü korkmuşlardır. Yeşim yola koyulduktan beri başına gelen şansızlığı düşünerek Mehmet'in arabayı tamir etmesini beklemektedir. Mehmet arabanın kaputunu kaldırmış ve motoru incelemektedir.

 Yeşim can sıkıntısından arabadan inmiş ve kapıyı sertçe kapatmıştır. Kapının kapanmasıyla kaput Mehmet'in kafasına düşmüş ve mehmet yere yığılmıştır. Yeşim ürkek ve telaşlı hareketlerle ne olduğunu anlamaya çalışırken sinirinden ağlıyor ve bir yandan da etrafa bakıp yardım edecek birilerini arıyordur. Yeşim, Mehmet'in kanayan kafasına pansuman yapmak için arbanın bagajından ilk yardım çantasını almayı düşünmüştür. Yeşim arabanın bagajını açtığında, gördüğü manzara karşısında kendini tutamamış ve kusmuştur.

 Bagajın içinde on oniki yılan vıcır vıcır oynaşıyorlar, delip çıktıkları çuvalın üzerinde birbirlerini ısıryorlardır. Yeşim midesindeki tüm yiyecekleri çıkarmış ve bu kabusun kollarında eski ruh haline dönmeye başlamıştır. Emrah baygın bir şekilde yerde yatmaktadır. Yeşim tüm cesaretini toplayıp Emrah'ı arabanın arkasına taşımış ve şoför koltuğuna oturmuştur. Fakat araba çalışmamaktadır. Yeşim hem ağlıyor hem de kontak anahtarını kuvvetlice zorluyordur.

 O anda arabanın camında daha önce rüyasında gördüğü kız görünmüştür. Kızın suratı yanmış ve olmayan burnunun yerinde bir yılan dili uzanmaktadır. Yeşim köyde yankılanan çığlıyla beraber arabayı çalıştırmayı başarmış ve yola çıkmıştır. Yeşim görmüş olduğun şeyin bir hayal olduğunu farzetmiştir ve hızlıca arabayı kullanmaktadır.

 Etrafta herhangi bir yerleşim birimi bulunmamaktadır. Yeşim son sürat yolda ilerlerken ölü kız tekrardan cama yapışmış elindeki yılanla cama vurmaya başlamıştır. Kız bir yandan gülüyor bir yandan da ağzından cama kanlar fışkırtıyordur. Yeşim ağlamaklı bir durumda arabanın dengesini sağlamaya çalışıyor ve kızın gitmesi için küfürler savuruyordur. Kız birden camdan kaybolmuştur. Yeşim yolun sonundaki büyük evi görmüş ve az da olsa rahatlamıştır.

 Mehmet arabanın arkasında kendine gelmeye başlamıştır. Yeşim arabayı evin önünde durdurmuş ve dışarı çıkmıştır. Mehmet de ağrıyan başını tutarak arabadan çıkmış Yeşim'e sorular sormaktadır. Yeşim evin kapısını çalmış ve içeriden elinde bir tüfekle yaşlı bir kadın çıkmıştır. Yeşim yardıma ihtiyaçları olduğunu söylemiş ve yalvarmıştır.

 Yaşlı kadın uzun uğraşlar sonucu ikiliyi evine almıştır. Önce karınlarını doyurmuş sonra da başlarından geçenleri anlatmlarını istemiştir. Yeşim yolda olan bütün olayları anlatmıştır. Yaşlı kadın bu anlatılanlar karşısında korkmuş ve donakalmıştır. İdrice'de geçmişte iki kişinin yılanlar tarafından öldürüldüğünü ve Yeşim'e görünen kızın Yelda isimli bir kız olduğunu söylemiştir.

 Yılanlar küçük Yelda'yı ısırmış ve hergece rüyasında ona musallat olmuşlardır. Daha sonra küçük kızın yaşadıklarına dayanamayıp kendini yaktığını belirtmiştir. diğer ölen kişinin ise yılanlar tarafından bir kolunun parçalandığını ve kan kaybından öldüğünü söylemiştir. Ve o günden bu güne kadar İdrice 'de yılanların sözü edilmediğini anlatmıştır. Duydukları karşısında şok geçiren Mehmet ve Yeşim geceyi bu evde geçirmek istediklerini söylemişlerdir.

 Yeşim Mehmet'in arabasında satmak için yılan taşıdığını kadına söylememiştir. İkili karanlığın bastırmasıyla odalarına çekilmişlerdir. Mehmet bir ara tuvalete gitmiştir. Aynada kendisine bakan Mehmet yaşlı kadının getirdiği pansuman malzemeleriyle kafasını tedavi eden Yeşim'e iyice aşık olmaya başladığını düşünmüştür. Tuvaletini yapmak için klozet kapağını kaldıran Mehmet, küçük Yelda'nın elinde bir fareyle ona bakıp gülümsediğini görmüş ve yerinden sıçramıştır.

 Can havliyle tuvaletten kaçan Mehmet odasına çıkmış ve heyecendan ne yapacağını şaşırmıştır. Yeşim gürültülerin üzerine Mehmet'in odasına girmiş ve olanları dinlemiştir. Mehmet ve Yeşim evden kaçmak için koridorlarda ilerlerken evin alt katından sesler gelmeye başlamıştır. Sanki üç dört kişi evin içinde koşuşturuyor ve bağırışıyorlardır.

 Daha sonra küçük bir kızın ağlaması duyulur. Yeşim kendinden geçmiş tüm benliğini Mehmet'e emanet etmiştir. Mehmet yaşlı kadının odasının önüne gelmiş ve ona seslenmiştir. İçeriden hehangi bir ses gelmediğini gören Mehmet kapıyı açmış ve yaşlı kadının tavanda asılı duran cesediyle karşılaşmıştır. Yeşim tamamen şuurunu yitimiştir.

 Mehmet , Yeşim'i kolundan tutarak evden çıkarmıştır. Evin karşısındaki elektrik direğinin altında duran küçük kız kanlı elbisesiyle kendisini de İdrice 'den götürmelerini istemiştir. Bunun üzerine Mehmet aceleyle Yeşim'i arabaya bindirmiş ve yola çıkmak için tüm hazırlıklarını yapmıştır. Fakat araba bir türlü çalışmak istememektedir.

 Mehmet arabanın tavanından duyduğu gürültüyle yerinden sıçramıştır. Sanki büyük bir demir yığını arabanın tepesine düşmüştür. Mehmet olduğu yerde şok geçiriyor ve arkada baygın yatan Yeşim'e bakıyordur. Mehmet solundaki camda küçük Yelda'nın yanmış suratını görür görmez böğürürcesine bağırmıştır. Yelda cama öylesine sertçe vuruyordur ki neredeyse camı paramparça edecektir.

 Mehmet tüm kuvvetini toplayıp bacaklarını havaya kaldırmış ve cama sertçe bir tekme atmıştır. Yelda aldığı tekmenin etkisiyle yere uçmuştur. Mehmet kanayan bacağına aldırmaksızın arabadan aşağı inmiş ve yerde cansız yatan kıza bakmıştır. Kız suskunluğunu bozmuş ve kıkırdamaya başlamıştır. Mehmet arabanın bagajına yönelmiş ve yılanlardan birini ürkek hareketlerle eline almış ve kızın üzerine atmıştır. Kız yerde yılanlarla boğuşurken bir yandan da kusmaya başlamıştır. Yılan kızın boğazına yaptığı bir hamleyle dişlerini geçirmiş ve kızı etkisiz hale getirmiştir. O anda kız olduğu yerde kanlara boğulmuş ve dumanlanarak havaya karışmıştır.

 Sabah olmuş ve ikili uyanmışlardır. Yeşim gece olan olayları öğrenmek istemekte fakat Mehmet ağzını açmamaktadır. Mehmet arabayı bir tepeye doğru sürmüş ve koltuğunun altındaki benzin şişesini çıkarmıştır. Arabanın tamamını benzinle yıkayan Mehmet Yeşim'in tüm ikazlarına aldırış etmemiştir.

 Koltuklardan birine düşen kibritin etkisiyle alev almaya başlayan araba içindeki yılanlarla beraber yok olmaya başlamıştır. Mehmet ve Yeşim ana yola çıktıklarında uzaktan gelen bir otobüsü görürler ve uzun zamandır hissetmedikleri bir rahatlık hissederler. İstanbul'a dönmek için otobüsün içine binen Mehmet ve Yeşim kabusun bittiğini düşünürlerken , Mehmet gördüğü manzara karşısında yığılır kalır. Şoförün tek kolu yoktur...

form action="http://www.termbank.net/psychology/show.php" method="get" target="_blank">
Psikoloji Sözlüğü


Get your own Chat Box! Go Large!